Pages

21 Aralık 2013 Cumartesi

Nagehan Alçı-Keşke bakanların alabileceği rüşvet minimuma inebilse

  Nasıl da azı karar çoğu zarar demeyen bakanlarımız var, rüşvet dediğin şeyin de bir sınırı olmalı cağnım, azizim. Devlet neden yasa çıkarıp rüşvet almanın üst sınırını ve alt limitini belirlemez? Böyle bir ihtiyaç var. Ama bu tembeller yapmıyorlar Nagiş haklısın. Varsa yoksa asgari ücretle geçinen insanların dertleri! Off. Bir zamanlar ben de duymuştum şunu, hani ne derler? İşini hakla, hukukla halletmeye çalışan garip ama dürüst insanların varlığını. Böyle şeyleri duydukça insan bir yaşına daha giriyor. Rüşvet denen kolay bir yol var kuzum, halen alınterini kullanan Victor Hugo döneminden kalma romantikler var. Korkunç! Hem de bilgisiz, cahil romantik takımından bunlar. Hah, bilgisiz dediysem de öyle bilim, felsefe falan kast etmedim; bilakis hayatın gerçeklerini öğrenemedikleri için bilgisiz bunlar. Bu insanlara 4 buçuk milyon doları ayakkabı kutularına nasıl sığdıracakları öğretilmeli, para sayma makinelerini nasıl kullanacakları öğretilmeli. Sorgulama-paylaşma gibi berbat duyguları işte böyle böyle yenebildim. Işıltılı dünyamızın az sonra çökecek şehvetine Nagiş, viskilerimizi tokuşturalım, şerefe! Dediğin gibi; bürokratlara, kurumlara yedirdiğimiz "rüşvet maaşları" da minimuma inebilse!

5 Aralık 2013 Perşembe

Öteberi

Sarp bir yamacın kıyısına saplanan niteliğim
Rendelendi ağır ağır katmer katmer
Çok işlevli dilimlendim
Rendeden çukur tabağa gitmemiş can derdim
Derdim paylaşıma açmadığın efendin
Yenemedin ve ben geberdim
Tabağa iyi bak şimdi orada gördüğün niceliğim
Gözüne yerleşmiş ezeli mesleğin göz gurmeliğin
Göğe yükselen polyanna ağacı dilimledin
Bu kütüğün toprakla buluştuğunda fosilleşeceği vakte değin
Sızı alışması kısım kısım yüzünü güneşe dönüp erginleşecek
Kazı çalışması kasım kasım sözüne başlayıp aralık ayında zalimleşecek
Uzakta, kısa kısa mesajların uzun uzun hüsranları verdiği bir döneme gelindiğinde
Üzerinde ne var sorusu, kalbin üzerinde tedirginlikten başka bir duygu kalmadığı gerçeğine denk düşecek
Gelenekseli terk edemediğin için gözyaşları alana üşüşecek
Sarp bir eşikte, iktidar heveskârınca ötekileştirilen, öteberi ye atılmaya devam edecek.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Kuş beyinlilerin kardeşliği




Yollara kuşların konmasını, koyulmasını isteyen gençlere saldıran kadın. Kuş koysunlar yoluna ki yolunda cıvıldayan kuşlar devleti gri renkli meşguliyetten kurtarsın. Devlet kargasının öğrenci kediyi öldüresiye bir oyuna davet etmemesi için kuş beyinli olmanın utanılacak bir durum olmadığı sana anlatılsın. Bir avuç kuşbeyinli 128'ler bir teneffüs daha yaşatacak kara mermerin altındaki çocuğu. Bir teneffüs daha yaşamak toprağa bir kez daha ayak basmak demektir. bunun ihtirasını sırça köşklerde yaşayanlar bilmez. Mekik oyalı yazma takanların çocukları, oyuncağı olduğuna kati suretle inanacak. İnanacaklar ki, parasız zabit sokaklarda oyuncakların parayla dönen dünyadan daha değerli olduğunu cümle aleme anlatacaklar.

Yaşasın kuş beyinlilerin kardeşliği!

2 Nisan 2013 Salı

Ah mirim, "kadınları çözdüm artık" diyen, entelektüel görünümlü züppe

Bir şeyler çözmeye muktedir midir böyle erkekler? Sorun da burada zaten çözdüğü şeyler abidik gubidik erkek-ül neye ge(v)rek şeylerdir. Burnundan kıl aldırmaz muteber entelijansiya ambrazotti. Sorsan en ekolojik, sosyalizan her türlü ilim, bilim ve kilimi yutmuştur. Ya bu konu, feminizm, lgbt etrafında dönen mevzular öyle bir şeydir ki insan olmanın ilk kıstası bu alanlarda yatar. Turnusoldür. Toplumsalın acı biber salçasıyla o kadar bitişik ki er kişi için bu mevzular er kişi dakikasında çark eder ve toplumsal acı biber salçasını afiyetle yer. Popüler kültür piyonu, fili olmak her fırsatta sığındığı saçak altı barınak. Oh ne afiyet yesin biberi soğanlı soğanlı bir kere bile yese ağzı kokacaktır. Ağzı testosteron virüsü kapmış zavallının. Her şeyi anlamış da bir kadınlar kalmış. işte pipücüğün asıl nirengi noktasını kaçırması burada yatar. Bu kısmı anlamadıysa dünyayla ilgili herhangi bir sorunu anladığından kesinlikle emin olmayınız. Tahta kendi oturmuş, oradan gülücük dağıtıyor sözde. Hele sen bi’ in ayol. Yeryüzüne ayak bas bakalım. Elindeki şarap kadehi ilkel bir sarhoşluk vermiş, sendeki erkil erkil davranışlar. Sen hele bi’ irkil kaldırımda, kulaklarını da aç ki şöyle iyicene, gelsin baba, gelsin gelsin koca, gelsin devlet... Sloganımız şöyle girsin çekiç örs üzengine.

10 Şubat 2013 Pazar

Merhamet

Vicdan edilgendir, merhamet etken. Otobüs durağında beklerken merhamet, bineceği otobüs hiç gelmez. "vicdan"la yanlış otobüslerde yol alınır. Geçici heveskâr bir eylem ile direksiyon kontrolü vicdanda olur. Vicdan gereklidir. dünyanın kalbi ondadır. Eh be, birazcık sende bu bulunsa böyle olmazdın denir kimi kimselere. Ancak vicdanının sesini dinleyen çoğu zaman insana ait bir trajedi karşısında bu sızlamanın sesini duymak dışında bir şey yapmaz. Vicdanın bir sonraki adımı elini taşın altına koymaktır. Vicdan merhametle etkileşime geçtiğinde anlam kazanır. Bakmayın öylesi zavallı gibi görünen bir görüşünü olduğuna "merhamet"in. mağrurluğundan gram ödün vermez. Vicdan gibi çeşitli boyutları olan kimi zaman sanal bir hüviyete bürünen bir karakter taşımaz. Bir eylemliliği ihtiva ettiği için kendi başına bir çaba söz konusudur. Çabayı gerçek manada merhametin kılığında görürüz. Acımanın negatif boyutunu tam anlamıyla simgelemez. İçindeki bu takdir edilesi "çaba", acınma hüllesini bertaraf eder. Bu yüzden değerlidir kendisi. Az bulunur 24 karat altındır. şimdi işte afrika için işlettiğimiz, işletilen vicdan muhasebesinin neden bir işe yaramadığı üzerine konuşabiliriz. vicdanının sesini ömrü boyunca dinlemiş ancak biteviye kendini düşünen hesaplarıyla timsah gözyaşlarını esaslı bir gayrete dönüştürmemiş insanın arkasındaki hiçbir işe yaramayan duruş buradan kaynaklanır. hapishanedeki haksız yere yatan kitleler, reel hayatta dramatik anlara her zaman tanık olanlar hayat bunlarla doludur. Hayat bunlara vicdanı sızlayan cağnım nadide insanlarla doludur. Mamafih, merhamete dönüşmeyen vicdan ancak sızlamakla yetinir. merhamet hali hazırda bir metafordur. Muadilleri "aktivizm", "harekete geçme", "çaba" gibi şeylerdir. Niteliği, içeriğinin neyle doldurulacağı kişinin, birkaç kişinin kendilerine bağlıdır. Vicdanın 200 kilogramlık kayasını yerinden oynatmak realist bir aktivist çabayla mümkün olur.